Çocuklar doğdukları andan itibaren çevrelerinden gelen ses, dokunma, hareket, denge, görme ve vücut farkındalığı gibi farklı duyusal bilgileri deneyimler. Günlük yaşam içerisinde yaşadıkları deneyimler sayesinde bu bilgileri fark etmeyi, yorumlamayı, düzenlemeyi ve uygun tepkiler oluşturmayı öğrenirler.
Bu süreç her çocukta aynı şekilde ilerlemeyebilir.
Bazı çocuklar belirli seslere, dokunmaya, kıyafetlere, hareketlere veya kalabalık ortamlara karşı daha hassas olabilir. Bazı çocuklar ise daha fazla hareket etmeye, dönmeye, zıplamaya veya farklı duyusal deneyimler aramaya ihtiyaç duyabilir.
Bu farklılıklar çocuğun oyun, öğrenme, iletişim, sosyal etkileşim, öz bakım ve günlük yaşam aktivitelerine katılımını etkilediğinde duyusal özelliklerin değerlendirilmesi ve gerektiğinde uzman desteği alınması önem kazanabilir.
Duyu bütünleme terapisi, çocuğun duyusal bilgileri işleme ve bu bilgileri günlük yaşamda işlevsel şekilde kullanma özelliklerinin değerlendirilmesine dayanan bir terapi yaklaşımıdır.
Ergoterapi içerisinde kullanılan duyu bütünleme yaklaşımlarında amaç yalnızca çocuğa farklı duyusal uyaranlar sunmak değildir. Çocuğun günlük yaşamda daha iyi katılım göstermesine, oyun ve öğrenme süreçlerine dahil olmasına ve ihtiyaç duyduğu becerileri geliştirmesine destek olmak temel hedefler arasında yer alır.
Ayres Sensory Integration® yaklaşımında müdahale, değerlendirme sonrasında çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre planlanır; oyun temelli çalışmalar ve terapi ekipmanları kullanılabilir.
Bu nedenle duyu bütünleme terapisinde her çocuk için aynı programın uygulanması beklenmez.
Duyusal özelliklerin günlük yaşamı etkilediği düşünülen çocuklarda uzman değerlendirmesi gerekebilir.
Ailelerin gözlemleyebileceği bazı durumlar şunlardır:
Ancak bu davranışların her biri tek başına bir duyusal işlemleme problemi olduğu anlamına gelmez.
Çocuğun davranışının nedenini anlayabilmek için gelişimsel özelliklerinin, duyusal ihtiyaçlarının ve günlük yaşam içerisindeki işlevselliğinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir.
Duyu bütünleme ve ergoterapi süreci çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre planlanır.
Değerlendirme sonrasında terapi hedefleri belirlenirken çocuğun yalnızca duyusal tepkilerine değil, bu tepkilerin günlük yaşamına nasıl yansıdığına da bakılır.
Terapi sürecinde çocuğun ihtiyaçlarına ve belirlenen hedeflere göre;
gibi farklı araç ve aktiviteler kullanılabilir.
Ancak önemli olan kullanılan ekipmanın kendisi değil, o etkinliğin çocuğun belirlenen terapi hedefiyle nasıl ilişkilendirildiğidir.
Bu nedenle “her çocuk salıncağa bindirilir” veya “her çocuğa aynı duyusal etkinlik uygulanır” şeklinde standart bir yaklaşım doğru değildir.
AOTA da duyusal temelli müdahalelerin çocuğun belirlenmiş duyusal güçlüklerine yönelik değerlendirme sonuçlarına dayanması ve bireyselleştirilmesi gerektiğini belirtmektedir.
Çocukların duyusal uyaranlara verdikleri tepkiler farklı olabilir.
Bazı çocuklar belirli uyaranları diğer çocuklara göre daha yoğun algılayabilir ve bu uyaranlardan kaçınabilir. Bazı çocuklar ise daha fazla hareket veya duyusal deneyim arayabilir.
Örneğin bir çocuk:
“Bu ses çok yüksek!”
diyerek kulaklarını kapatabilir.
Başka bir çocuk ise sürekli:
koşmak, dönmek, zıplamak veya hareket etmek
isteyebilir.
Bazı çocuklarda ise farklı duyusal alanlarda hem hassasiyet hem de duyusal arayış davranışları görülebilir.
Bu nedenle çocuğun yalnızca “hassas” veya “hassas değil” şeklinde sınıflandırılması yerine, hangi duyusal özelliklerin hangi günlük yaşam aktivitelerini etkilediğine bakmak daha anlamlıdır.
Duyu bütünleme alanında çalışan çocukların ihtiyaçları birbirinden oldukça farklı olabilir.
Aynı davranışın farklı çocuklarda farklı nedenleri bulunabilir.
Örneğin iki çocuk da kıyafet giymek istemiyor olabilir. Bir çocuk kumaşın dokusundan rahatsız olurken başka bir çocuk kıyafet giyme sırasındaki geçişten, rutin değişikliğinden veya farklı bir gelişimsel ihtiyaçtan dolayı zorlanıyor olabilir.
Bu nedenle terapi programı hazırlanırken;
birlikte değerlendirilmelidir.
Değerlendirme, terapi hedeflerinin belirlenmesinin temel adımlarından biridir.
Ergoterapi ve duyu bütünleme çalışmalarında önemli hedeflerden biri, çocuğun kazandığı becerilerin günlük yaşam içerisindeki katılımına yansımasını desteklemektir.
Çünkü çocuk için başarı yalnızca terapi odasında belirli bir hareketi yapabilmek değildir.
Başarı;
gibi günlük yaşam hedefleriyle de ilişkilidir.
Güncel ergoterapi yaklaşımında duyusal özelliklerin değerlendirilmesi ve müdahalenin çocuğun anlamlı günlük yaşam aktivitelerine katılımını desteklemesi özellikle önemsenmektedir.
Çocuğun gelişimi yalnızca terapi seanslarında gerçekleşmez.
Çocuk gününün büyük bölümünü evde, okulda ve sosyal çevresinde geçirir. Bu nedenle ailelerin gözlemleri ve terapi sürecine katılımı oldukça değerlidir.
Aile;
en yakından gözlemleyen kişidir.
Bu bilgiler, uzmanların çocuğu günlük yaşam bağlamında daha iyi anlamasına yardımcı olabilir.
Bu nedenle Emek Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde aile iletişimini ve çocuğun günlük yaşamının terapi hedefleriyle ilişkilendirilmesini önemsiyoruz.
Duyu bütünleme ve ergoterapi, Emek Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nin sunduğu hizmet alanlarından biridir.
Ancak çocuğun gelişimsel ihtiyaçları yalnızca duyusal özelliklerden oluşmayabilir.
Bazı çocuklarda aynı zamanda;
bulunabilir.
Bu nedenle Emek'te çocuğun ihtiyaçları mümkün olduğunca bütüncül bir bakış açısıyla ele alınır.
İhtiyaca göre özel eğitim, dil ve konuşma terapisi, fizyoterapi ve rehabilitasyon, çocuk gelişimi ve psikolojik destek gibi farklı uzmanlık alanlarıyla iş birliği yapılabilir.
Amaç, çocuğu yalnızca bir belirti üzerinden değil; gelişiminin ve günlük yaşamının bütünü içerisinde değerlendirmektir.
Emek Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi, Sancaktepe'de özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetleri sunmaktadır.
Duyu bütünleme ve ergoterapi alanında destek arayan ailelerin yanı sıra; özel eğitim, dil ve konuşma terapisi, fizyoterapi, çocuk gelişimi ve diğer gelişimsel destek alanlarında hizmet almak isteyen ailelere de hizmet sunulmaktadır.
Merkezimize Sancaktepe'nin yanı sıra Çekmeköy, Ümraniye, Sultanbeyli ve İstanbul'un farklı bölgelerinden aileler başvurabilmektedir.
Çocuğunuzun belirli seslere, dokunmaya, harekete, kıyafetlere, yiyeceklere veya farklı çevresel uyaranlara verdiği tepkiler günlük yaşamını belirgin şekilde etkiliyorsa ya da oyun, okul, öz bakım ve sosyal katılım alanlarında zorlanmalar gözlemliyorsanız bir uzmandan değerlendirme hakkında bilgi alabilirsiniz.
Her duyusal farklılık terapi gerektirmez.
Önemli olan çocuğun yaşadığı güçlüğün günlük yaşamını ve katılımını nasıl etkilediğini anlamaktır.
Değerlendirme sonucunda çocuğun ihtiyaçları belirlendikten sonra, gerekli görülmesi halinde bireysel hedeflere uygun eğitim ve terapi süreci planlanabilir.
Emek Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi olarak amacımız; çocukların farklılıklarını anlamak, güçlü yönlerini desteklemek ve ihtiyaç duydukları eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerine ulaşmalarına katkı sağlamaktır.
Çocuğun gelişimiyle ilgili bir endişeniz varsa, internet üzerindeki genel bilgiler yerine çocuğun bireysel özelliklerinin bir uzman tarafından değerlendirilmesi en doğru başlangıçtır.
Dikkat: Seanslar, çocuğunuzun aşırı duyarlı, az hassas veya her ikisinin bir kombinasyonu olup olmadığına bağlıdır. Terapinin standart bir eğitim süreci yoktur. Bu geniş yelpazenin içinde yer alan her çocuk kendi içinde değerlendirilmeli ve bireysel çalışma programları çıkarılıp ailenin katılımıyla desteklenmelidir.
Detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.